2. Meşrutiyet Dönemi Eğitim-Öğretim
Meşrutiyet Yıllarında İzmir Mekteb i İdadisi (Sultanisi)’nde Eğitim-Öğretim
1908’de Meşrutiyetin ilan edilmesiyle, Tanzimat Döneminde başlayan, ikinci Abdülhamit döneminde uygulanamayan, ilerleme hareketi yeniden hız aldı. İkinci Meşrutiyet ilan edildiğinde bir türlü uygulanamayan 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi hala yürürlükte idi. İlk iki yıl yedi bakan değiştirildi. Türk ve Müslüman olmayan mebusların, patrikhanelerin, siyasi fırkaların, basının ve nihayet yabancı hükümetlerin gösterdikleri zorluk yüzünden hiçbir şey yapılamadı. 31 Kasım 1910 tarihinde Selânik’te toplanan ve 13 gün devam eden İttihad ve Terakki Kongresi yayınladığı beyannamenin 5. maddesinde şöyle diyordu:
“Cemiyet mev’izalarıyla, ilmi müesseseleriyle, faydalı neşriyatı ve teşebbüsleriyle milletin siyasi ve içtimai terbiyesine hizmette intibahhakta ejkar-ı umumiyeye rehberlikte devam eder.”
Türkçeleştirilmiş haliyle,
“Cemiyet, yaptığı çalışmalar ve yayınlarla milletin eğitimine katkı sağlar, toplumu bilinçlendirir ve rehberlik eder.”
1908 devriminin getirdiği canlı siyasal yaşantı içinde eğitim sorunları da önemli yer tuttu. Eğitime ilişkin strateji sorunları, eğitim, eğitim felsefeleri siyasal gündemin ön planda tartışılan konuları arasında yer aldı. İttihatçıların ünlü Maarif Nazırı Emrullah Efendi “Maarif Tuba ağacına benzer” demekle, “Islahat ve Teşkilata, teşkilat-ı iptidaiyyeden (ilköğretimden) değil, tedrisat-ı âliyeden (yükseköğretimden)” başlamak gerektiğini söylüyordu. Bu görüşe karşıt olarak Darülmuallimin Müdürü Satı Bey’in eğitim reformuna ilkokuldan başlanması gerektiği fikri de tartışılmaktaydı. Emrullah Efendi Maarif Nazırı olduktan sonra kendi fikrini uygulayamadı. İkinci Meşrutiyet’in ortaöğretim alanında yaptığı ilk girişim, il merkezlerindeki idadilerin Sultaniye çevrilerek, bu Sultanilerde rüşdiye üzerine üçer yıllık iki devresi olan, ikinci devresini fen ve edebiyat kollarına ayıran bir yapı kazandırmasıdır. 1913’de bu uygulamanın alanı daha da geliştirilerek beş yıllık kendi iptidai (ilköğretim) kısmına ya da altı yıllık genel ilkokula dayanmak üzere dört yıllık birinci, fen ve edebiyat kollarına bölünmüş üç yıllık ikinci devresi bulunan toplam eğitim süresi 12 yıl olan Sultaniler, tüm vilayet merkezlerinde idadilerin yerini almıştır.
Meşrutiyet Eğitiminin temel politikası şöyle tasarlanmıştı.
- Çökmekte olan devleti eğitimin kurtaracağı görüşü herkesçe kabul edildi.
- Öğretmen yetiştirilmesi konusunda yenilikler yapıldı.
- Ders programlarına sosyal ve hayata dönük bazı dersler girdi.
- Eğitimde yeterli girişim ve atılımların yapılması ve eğitim sorunları, öğretmen dergileri ve basında tartışıldı.
- Meşrutiyet Dönemi’ndeki Balkan ve Birinci Dünya savaşları eğitimin gelişmesini önleyici temel nedenler arasında yer aldı.
İdadilerde görülen yenilik ve değişikliklere paralel olarak aralarında İzmir Mekteb-i İdadisi’nin de bulunduğu on iki vilayet merkezindeki idadinin adı Sultani’ye çevrildi. Bu gelişme Ahenk Gazetesi’nin 18 Teşrin-i evvel 1326 tarihli sayısında “İzmir Mekteb-i İdadisi’nin 16 Teşrin-i evvel 1326’da Sultani Unvanı ile resmi küşadı yapılmış ve tedrisata başlanmıştır.” şeklinde kamuoyuna duyurulmuştur. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Sultanilerin sayısı 50’ye ulaştı. Meşrutiyet döneminde, İzmir’deki Türk okullarının sayısında bir artış olmuşsa da Türklerin, eğitim ve öğretim hizmetlerinin düzeyi oldukça yetersizdi.
İzmir Mekteb-i Sultanisi tarafından 1911 yılında çıkartılan yıllığa göre okulun kadrosu ve okutulan dersler şöyle idi:
Mektebi Sultani’nin 1912-13 yılı giderleri, maaş 392.100 kuruş, diğer masraflar 419.258 kuruş olmak üzere toplam 811.315 kuruş idi.
Mustafa Refik Bey‘den sonra sırasıyla Karasi Maarif Müdürü Rasih Bey ve Şemseddin Efendi Mekteb-i Sultani müdürlüğünde bulundular.
Maarif Nezareti’nin kararına göre nüfusu 300.000’den çok olan liva* (sancak) merkezlerinde Sultani açılabiliyordu. Saruhan Livası 100.000 Aydın Livası 80.000, Menteşe Sancağı 85.000 nüfuslu merkezlerdi. Bu nedenle Ege Bölgesi’nde Sultani eğitimi alabilmek amacıyla İzmir Mekteb-i Sultanisi’ne yoğun bir talep oluştu. Maarif Nezareti 1327 (1911) yılı bütçesinde İzmir’de yeni ve ihtiyaca cevap verebilecek bir Sultanı binası inşa etmeyi planlayıp bu iş için 10.000 Osmanlı lirası tahsis ettiyse de Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu olumsuz durum bu girişimi engelledi. Bu sebeple İzmir Maarif Müdürlüğü, Sultani’ye alınacak parasız yatılı öğrencilerin sayısını sınırlı tutmak amacıyla sınav zorunluluğu getirdi. 1911 yılında, 26 müslim, 10 gayrimüslim öğrenci parasız yatılı olarak kabul edilebildi. Hangi liva ve kazadan kaç öğrenci alınacağı nüfusa göre tespit ediliyordu. 1911 yılına ait dağılım şöyleydi: Manisa, Aydın, Denizli Ödemiş ve Tavas’dan ikişer, Nif, Tire, Kuşadası, Bergama, Eşme, Demirci, Gördes, Kasaba (Turgutlu), Nazilli, Bozdoğan, Çine, Karacasu, Marmaris, Köyceğiz, Çal ve Acıbadem’den birer müslüman öğrenci, İzmir’den altı, Urla, Çeşme ve Manisa’dan birer gayrimüslim öğrenci.
1913 yılında ise Sultani’ye paraşız-yatılı olarak 38 öğrenci alındı. Bunlardan 3l’i Müslüman, 7’si gayrimüslimdi. Müslim ve gayrimüslim öğrencilerin liva ve kaza merkezlerine göre dağılımı şöyleydi: İzmir’den iki müslim, iki gayrimüslim; Manisa ve Aydın kazalarından ikişer müslim, birer gayrimüslim; Çeşme, Bergama ve Söke kazalarından birer müslim, birer gayrimüslim; Kasaba, Demirci, Çine, Çal, Garbi Karaağaç kazalarından ikişer, Seferihisar Ödemiş, Salihli, Alaşehir, Eşme, Gördes, Bozdoğan, Muğla, Sarayköy, Tavas kazalarından birer müslüman öğrenci.
1913 yılında Sultanilerin ikinci devresinde fen ve edebiyat şubeleri oluşturuldu. Bu değişiklik İzmir Mekteb-i Sultanisi’nde de uygulandı. Öğrenciler yüksek öğrenimlerini hangi alanda yapmak istiyorlarsa o bölümü seçmeye başladılar. Örneğin hukuk alanında yüksek öğrenim görmek isteyen bir öğrenci edebiyat şubesini seçecekti.
Aynı şekilde mühendislik öğrenimini görmek isteyen bir öğrenci de fen bölümüne girecekti131. İzmir Mekteb-i Sultanisi’nden mezun başarılı öğrenciler Avrupa’da yüksek tahsillerine devam edebiliyorlardı. 1910 yılında mezun olan iki öğrenci Avrupa’ya yüksek tahsil için gönderildi. Bu öğrencilerin yurda döndükten sonra Maarif Nezareti’nin tesbit edeceği bir okulda en az beş yıl öğretmenlik yapmaları mecburiydi. Bu amaçla açılan sınavlarda Fransızca, Edebiyat, Rizayize (Matematik) ve Ma’lûmat-ı Vataniyye (Vatandaşlık Bilgileri) derslerinden sorular soruluyordu.
*Liva: Osmanlı yönetim teşkilatında ilden küçük, ilçeden büyük olan, bir beyin veya hanedan mensubunun idaresine verilen yönetim birimi
1908-1919 yılları arasındaki dönemde okulun öğrenci ve mezun sayıları şöyleydi.