Sosyal ve Kültürel Etkinlikler
Okul Kütüphanesinin Kurulması
İzmir Mekteb-i İdadisinin Sultani ünvanını almasıyla okulun öğretimini geliştirmek amacı çerçevesinde kütüphane kurulması çalışmaları başladı. Bu bağlamda Mekteb-i Sultani Kütüphane Komisyonu kuruldu. Bu yıllarda İzmir’de yabancı okullar haricindeki eğitim kurumlarında kütüphane bulunmuyordu. Giritli Ali Efendi’nin Yusufoğlu Hanında açtığı kütüphane, Askeri Kıraathane ile birlikte kent aydınlarının belirli buluşma noktalarını oluşturuyordu. Mekteb-i Sultani Kütüphane Komisyonu basına verdiği ilânlarla kütüphaneye yardım kampanyası başlattı. Köylü Gazetesi’ne verilen ilânda şöyle deniyordu:
“Memleketimizin sema-i istikbalindeki siyah bulutları, lekeleri silecek bizi atimizden emin edecek maarif için yapacağımız şimdiki gayret ve fedakarlıklarımızdır. Maarifsiz bir millet ruhsuz bir ceset gibidir. Bu amaçla bir kütüphane teşkil ve teşebbüs ediliyor.
Haftalıklarımızdan arttırarak fevkalade fedakarlık göstermek suretiyle mektebimizin şu noksanını ikmal-i gayret edeceğiz. Sizin de muavenetizi, lütfunuzu bekleriz.
Mekteb-i Sultani
Kütüphane Komisyon-u Umumiyesi”
Türkçeleştirilmiş haliyle,
“Ülkemizin geleceğini aydınlatacak olan, geçmişten aldığımız güçle gerçekleştireceğimiz eğitimdeki çabalar ve fedakarlıklardır. Eğitimsiz bir millet, cansız bir bedene benzer. Bu amaçla bir kütüphane kurulması için çalışmalar yapıyoruz. Haftalık gelirlerimizi artırarak okulumuzun eksiklerini tamamlamak için büyük bir fedakarlık göstereceğiz. Yardımınızı ve desteğinizi bekliyoruz.
Mekteb-i Sultani Kütüphane Komisyonu”
Kütüphanenin kurulmasıyla ilgili okul yönetimi, öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı bir konferans sonrasında yardım olarak 18 lira toplandı. Ayrıca, öğretmenler ve okul içinde öğrencilerin disiplin durumlarıyla ilgilenmekle görevli olan mubassırlarda* her ay iki mecidiye vermeyi kabul ettiler. Kütüphanenin geliştirilmesi için Kordon’da bulunan Panafırer Sinamatoğrafhanesi’nde bir gösteri sunuldu ve geliri okul kütüphanesine bırakıldı. Mekteb-i Sultaninin yatılı öğrencileri de bu amaçla dolanıma yeni çıkan bir metal parayı açık arttırmaya sundular. Bu sembolik eşyaya 167 kuruş 10 para karşılığında Ahmet Lütfü Bey sahip oldu; açık arttırmadan sağlanan gelir kütüphane için kullanıldı. Kula ve Urla İttihat ve Terakki Cemiyeti şubeleri de toplam 145 kuruşluk yardımı, kütüphanenin geliştirilmesi amacıyla Mekteb-i Sultani’ye teslim ettiler. Mekteb-i Sultani Kütüphane Komisyonu, Haşet Yayınevinden de okul kütüphanesi için yardım istedi. Bu girişim sonucu adı geçen yayınevi 19 cilt kitabı okul kütüphanesine hibe etti. Mekteb-i Sultani öğrencilerinin bu konuyla ilgili bir girişimleri de kendi yazdıkları yazıları Seher adında küçük bir kitapta toplayarak, piyasaya sunmalarıdır. Kitap 3 kuruşa satışa çıkarılmış ve elde edilen gelir okul kütüphanesini geliştirmek için kullanılmıştır.
*Mubassır: Okullarda öğrencilerin durumu ile ilgilenen ve düzeni sağlamakla görevli kimse; sürveyan
Asar-ı Atika (Tarihi Eserler) Müzesi
Programlı ya da tesadüfen yapılan kazılarda elde edilen tarihi eserlerin toplanıp muhafaza edildiği, eski adıyla Asar-ı Atika, Batı dillerinden alınan adıyla ise Arkeoloji Müzelerinin Avrupa’da oldukça erken bir dönemde kurulmasına karşılık bizde benzerleri yakın tarihlerde doğmuştur. Türk müzeciliğinin temeli, Tanzimat’ın ilanından sonra Tophane-i Amire Müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın gayretiyle atılmıştır. 1846 yılı ilk Türk müzesinin açılış tarihi olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin dört bir yanında eski eserlerin tespiti ve toplanmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Vilayetlerde de depolar oluşturuldu. 19. yüzyılın sonlarından itibaren de bu depolar birer müze haline getirildi.
İzmir antik çağlardan itibaren birçok medeniyetin varlığını devam ettirdiği topraklar üzerinde kurulmuştur. Arkeoloji Biliminin gelişmesiyle birlikte kazı çalışmalarının başlaması, bir takım tarihi eserlerin ortaya çıkarılması sonucunu doğurdu. İzmir ve çevresinden elde edilen tarihi eserler, Müze-i Hümayun’dan alınan Mekteb-i İdadiye getiriliyor, burada gelişigüzel bir şekilde depolanıyordu. 1897’de Söke İstasyonu yakınlarından çıkartılan Arslan Heybeli’yle yine yıl kazılar sonucu elde edilen beş parça tarihi eser Maarif Müdürü İsmail Nail Bey tarafından Söke Asar-ı Atika Hafriyat Komiserliği’nden teslim alınarak İzmir’e getirildi. İkinci Meşrutiyeti izleyen yıllarda İzmir’de bu eserlerin korunabilmesi amacıyla bir müze açılması için çalışmalar başladı. İzmir Mekteb-i Sultanisi’nin bahçesinde bir müze inşa edileceği dönemin İzmir Valisi tarafından vaadedildi. Müzenin kurulmasıyla değerli eserler Bursa ve Konya müzelerine gönderilmek yerine İzmir’de kalabilecekti. Yapılacak müze için beş yüz liranın yeterli olacağı, bu paranın Mekatib-i Umumiye yararına düzenlenen piyangodan sağlanabileceği İzmir basınında yer aldıysa da okul bahçesinde bir arkeoloji müzesinin inşası gerçekleştirilememişti.
İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Osmanlı Donanmasına yardım amacıyla şehirlerde Osmanlı Donanma-i Muavenet Cemiyetleri kuruldu. Kurban paralarının dahi donanmanın yardımı için kullanıldığı bu dönemde, İzmir Mekteb-i Sultanisi de geliri Osmanlı donanmasına bırakılmak üzere bir okul albümü çıkardı. Beş kuruşa satılacak olan albümle ilgili çalışmalar altı ay devam etti. Albümde okul yönetiminin, öğretmen, öğrenci ve memurların fotoğrafları yer aldı. Ayrıca, okulda öğrencilerin sağlık sorunlarıyla ilgilenmek üzere bir revirin bulunması, öğrencilerin her gün okul bahçesinde askerlik eğitimi almaları, sportif faaliyetler içinde boks ve eskrimin bulunması, albümde göze çarpan sayfaları oluşturmaktadır.