İzmir Mekteb-i Sultanisi’nin Kapatılması

İzmir Mekteb-i Sultanisi Yunan işgaline karşı direniş hareketlerinde önemli bir işlev yüklenmiş; Yunanlıların gözünde “sabıkalı” bir okul durumuna gelmişti. Sultanî, işgal haberleri karşısında duruma çare arayanların tepkilerini yanıltacakları bir odak vazifesini görmüştü. İşgal öncesi düzenlenen Maşatlık Mitingi’ne çağrı bildirisi içinde Sultani öğretmenlerinin de bulunduğu “İlhak-ı Red Heyet-i Milliyesi” tarafından yazılmış ve bu bildirinin dağıtımında Sultani öğrencileri de görev almışlardı. 1920-1921 öğretim yılı başında Yunan makamlarınca kapatılmak istenen Mekteb-i Sultani’de kayıt işlemleri tamamlanarak eğitime 13 Eylül 1920’de başlandı; fakat Yunan Fevkalâde Komiserliği binaya Yunan hakimlerini yerleştirerek, Adliye Dairesi olarak kullanmayı düşünüyordu. 19 Ekim 1920 tarihinde Maarif Müdürü, Sultani Müdürü Ahmed Nuri Bey’i makamına davet ederek, okulu boşaltma emrini iletti. Bu gelişme sonrası Sultani’nin öğretmen ve yöneticileri alınacak tedbirleri görüştüler. Sultanî binasının işgalinden vazgeçilmesi ricasında bulunmak üzere Belediye reisi Hacı Haşan Paşa ve ileri gelen birkaç kişi Yunan Fevkalâde Komiseri Staryadis’le görüştülerse de bir sonuç alınamadı. Okulun boşaltılması emri bir kez daha tekrarlanınca 16 Kasım 1920 günü Sultani binasında İdadi Müdürü Ahmet Naili, İnas (Kız) ve Hilal İdadileri Edebiyat ve Fransızca öğretmeni Haşan Vasfı, Kız Öğretmen Okulu Müdürü Süleyman Fehmi, basın adına dava vekillerinden ve yazarlardan Alemderzade Lütfü, Hilal İdadisi Müdürü Mehmet Şevki Beyler’in katılmasıyla bütün Sultanî öğretmen ve yöneticileri toplanarak şu kararları aldılar:

“1- Bütün öğretmenler, güvenliği bozucu nitelikte olmamak şartıyla acılarını ve kırgınlıklarını açığa vurmak hususunda serbest olacaklardır.

2- Memleket ileri gelenlerinin Mahalli Hükümet katında yapacakları gişimlerinin biçimine ve niteliğine karışılmayacaktır.

3- Toplantıda bulunanlar kendilerini Sultani’nin boşaltılmasına hiçbir surette mezun saymadıkları cihetle okuldan Yunan zabıta kuvvetlerinin işe karışması üzerine çıkılacaktır.”

Bu gelişmeler sonrasında, toplantıya katılanlardan bir bölümü Yunan Fevkalâde Komiserliği’ne davet edildi. Fevkalâde Komiser M. Gonoraki’ye okulun milletin yardımlarıyla yapıldığı, yerinin Kâtipzade evkafından olduğu belirtilerek, okulun boşaltılmasından vazgeçilmesi rica edildi. M. Gonoraki ise okulun zorla da olsa boşaltılacağını, başka bir binaya taşınma durumunda ise, kira bedelinin karşılanacağını belirtmişti. 22 Kasım 1920’de aynı heyet okulun işgalini önleyebilmek amacıyla yeni bir girişimde bulundu. Heyet Sultaniye dair Fransızca olarak hazırlanan bir muhtıra ile daha önce halk tarafından Müfıitü Efendi’ye verilen dilekçenin Fransızca nüshasını da alarak İtalyan, Amerikan ve İngiliz temsilcilerini ziyaret etti. Bu girişim bir süre de olsa okulun işgalini önleyebildiyse de aralık ayı başında Mekteb-i Sultani binası işgal edildi.

İzmir Mekteb-i Sultanisi Müdür Yardımcısı Kemal Bey 8 Aralık 1920’de Maarif Nezareti’ne yazdığı dilekçede işgal olayını şöyle anlatmaktadır.

“Maarif Nezareti Cânib-i Samisine,

Maruz-u acizanemdir.

İzmir eğitim hayatı hakkında evvelce Huzur-u Samii Nezaret penahilerine verdiğimiz bilgiye ek olarak bu kez de acıklı bir olayı kan ağlayarak bildirmek mecburiyetinde bulunuyorum. Okul Müdürü Nuri Bey okulumuzun son zamanlarında aldığı savunma durumu üzerine hastalığını bahane ederek okula hiç uğramamış, işler tarafımdan yürütülmekte bulunmuştur.

Okulumuzun geleceği hakkında şimdiye kadar türlü yollara başvurularak yapılan girişimler İslam kamuoyu için doyurucu ve ümit verici iken, ayrıntılarını Huzur-u Sami-yi Nezaret penahilerine aşağıda arz ve nakledeceğim bir olayın meydana gelmesi eğitim kuruluşumuzun uğrayacağı sonuç için yeter derecede kuşkular uyandırmıştır. 5 Aralık 1920 Pazar günü öğle vakti okulumuza bir özel memur gelerek Yunan Hükümeti’nin Fevkalâde Komiserlik memurlarından Naipzade Ali Bey’in saat üç sıralarında da okul müdürünü ve öğretmenlerini görmek istediğini bildirdi.

Okula dair söylentilerin dolaştığı günden bu yana yararlı girişimlerine hız veren okulumuz ailesi, sonucun ne olacağını bilmedikleri şu ziyarete ilk anda bir anlam verememişlerdi. Bununla beraber, yerinin vakıf malı olup binasının da halkın yardımıyla yapıldığı canlı, cansız birçok belgelerle belirlenmiş olan okulumuzun boşaltılması ile ilgili en küçük bir işleme karışmamaya evvelce karar veren öğretmenler kurulu her ihtimal karşısında aynı görüşlerini korumaya karar verdiler. Tam üç buçukta yanında bir Efzun neferi ile gelen Naipzade Ali Bey müdürüyet odasında öğretmenlerle karşı karşıya bulundu. Tarafımızdan yapılan tanıtmadan sonra şöyle bir bildiri karşısında bulundu ki beni buraya İzmir Fevkalâde Komiseri Mösyö Streyadis gönderdi. Hemen sultani okulunun boşaltılmasını size bildirmekle görevliyim.

Acizleri derhal öğretmenler kurulunun kararını kendilerine bildirmek maksadıyla; bu konuda hak ve yetkimizin bulunmadığını bildiririm. Ertesi gün günlük programımızı hiçbir suretle bozmaksızın öğrenimi yerine getirmekle beraber aynı zamanda dışta başvurulacak yerler katında kuvvetli girişimlerde bulunmaktan geri kalmadık. 6 Aralık 1920 Pazartesi günü akşamı saat dört buçukta Naipzade Ali Bey tarafından bir özel memur aracılığı ile hükümet konağına davet edildim. Nöbetçi öğretmen Kenan Bey, İngilizce Muidi Refik Bey, Fransızca Muidi Hikmet Bey ve ben tutuklandık. 25 saat tutukevinde kaldık.

7 Aralık 1920 günü saat iki buçukta kırk kadar silahlı asker okul avlusuna geldi. Öğrenciler, öğretmen okulu binasına götürüldü. Müslümanların gözleri önünde geçen bu acıklı sonu hiç olmaz ise usulüne göre çözümlemek üzere, yine Müslümanlardan meydana gelen bir komisyon kurulmasını bile düşünemeyen Mahalli İdare, her türlü hak ve insanlık düsturlarını tanımayarak keyfi emirleriyle böyle bir sonuca ulaşmıştı. Ama uzun süredir aylık alamadıklarından gayet güç durumda bulunuyorlar, bu halin düzeltilmesi için Sultani yönetim ve öğretmen heyetinin bir aylık maaşının gönderilmesi…”

   Mekteb-i Sultani öğrencileri okulun kapatılmasından sonra Hilâl İdadisi’ne kayıtlarını yaptırarak öğrenimlerine devam ettiler. Okulun kapalı olduğu ileri sürülerek öğretmenlerine 1920 yılı Aralık ve 1921 yılı Ocak maaşları verilmedi. Öğretmenlerinden bir bölümü başka okullarda görevlendirildi. Edebiyat öğretmeni Hikmet Bey, Öğretmen Okulu Edebiyat ve Hukuk Öğretmenliği’ne, ilk kısım öğretmeni Osman Efendi, Tefeyyüz İlkokulu Öğretmenliği’ne atandı.

9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’i Yunanlıların elinden kurtarmasından sonra Eğitim Bakanlığı, İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’ne 1911 yılında İzmir Mekteb-i Sultanisi’nden mezun olan Vasıf (Çınar) Bey getirildi. Vasıf Bey İzmir’e gelirken İzmir Sultanisi’nin kadrosunu da beraberinde getirdi. “Esat, Selahattin, Mitat, Hilmi, Nazmi, Hayri ve Nuri’den” oluşan öğretmen kadrosunun başında Rıdvan Nafiz (Edgüer) bulunuyordu. Öğretim kadrosunun oluşturulmasından sonra 1 Ekim 1922’de öğrenci kayıtlarına başlandı. Vilayet Konağı bünyesindeki Sultani’nin yetersizliği daha büyük bir binaya taşınma ihtiyacını doğurdu. Çalgıcıbaşı’nda (Şimdiki Kültürpark karşısı) işgal yıllarında Rum Hastanesi olarak kullanılan Rum Kız Okulu vardı. İzmir Eğitim Müdürü Vasıf Bey ve Sultani Müdürü Rıdvan Bey tarafından incelenen bina lise için uygun bulundu. İşgal günlerinde tamamen yağma edilen okulun, maddi ihtiyaçlarını temin edecek eşyanın bir kısmı metruk mallar ambarlarından öğretmen ve öğrenciler tarafından taşındı. Derslere 1922 yılı Ekim ayı sonlarında başlandı. İki ay kadar sonra da okul yatılı hale getirildi.

Comments are closed.

Close Search Window