Sosyal Etkinlikler ve Törenler:
Yıl Sonu Sınavları ve Tevz-i Mükafat Töreni:
İzmir Mekteb-i İdadisi’nin kurulduğu dönemde, öğrencilerin başarı durumları, Osmanlı eğitim sisteminin getirdiği düzenlemelere bağlı olarak eğitim-öğretim yılı sonunda yapılan sınavlarla ölçülüyordu. Yılsonu sınavları hakkındaki bilgiler dönemin İzmir basınına da yansıdı. Hizmet Gazetesi’nin 14 Mayıs 1887 tarihli sayısında yıl sonu sınavlarının başlayacağı şu şekilde duyurulmuştu.
“Şehrimiz mekteb-i idadisi talebesinin önümüzdeki Perşembe gününden itibaren imtihanlarına mübaşeret olunacağı istihbar olunmuştur.”
Sınavların bitiminden sonra Tevzi-î Mükâfat (Ödül Dağıtım) törenleri yapılmaktaydı. Yapılan törenlerde okul binası süsleniyor, törene başta vali olmak üzere idari ve askeri görevliler davet ediliyordu. 1887 yılında İzmir Mekteb-i İdadisinde gerçekleştirilen ilk ödül dağıtım törenine gelen davetli sayısı dört yüz civarındaydı. Valinin ve okul müdürünün konuşmalarından sonra başarılı öğrencilere kalem, saat gibi hediyeler verildi.
İzmir Mekteb-i İdadisinin 1891 yılında yapılan ödül dağıtım töreninde bir konuşma yapan Maarif Müdürü Tahsin Bey, 75 olan yatılılık kapasitesinin, 150’ye çıkarılacağını belirtti. Bu artış İzmir ve çevresinde idadi mektebine olan ilgiyi göstermekteydi. Bu ilgi okuldan mezun olan öğrencilerin üniversite seviyesindeki okullara rahatlıkla girebilmelerinden ileri gelmekteydi. Aynı törende okul müdürü Abdurrahman Efendi, Tahsin Bey’den sonra yaptığı konuşmada bu konuya eğilerek, İzmir Mekteb-i İdadisi’nden mezun olan gençlerin Mülkiye, Hukuk, Ziraat, Tıbbiye gibi yüksek okullarda çok başarılı olduklarını belirtti. Ödül dağıtım törenlerinde konuşma yapanlar yalnızca yöneticiler değildi. Törenlerde öğrenciler de konuşma yapabiliyordu.
1893 yılında gerçekleştirilen törende altıncı sınıf öğrencilerinden Midhat Bey eğitimin insan yaşamındaki yeri ve İzmir Mekteb-i İdadisiyle ilgili şu konuşmayı yapmıştı:
“İnsanların muhtaç oldukları derec-i kemale îsâl için cenabb-ı mevlâ bir vasıta halk etmiştir. Mekteb. Mektebe nakl edilen bir çocuk o dört duvardan ibaret olan daire-i mahduda içinde lüzum-u diniyesini, dininin her noktasını, arzın suret-i terkibatını, insanların ihtiyacatını, bu ihtiyacatın tarz-ı istihsal ma’lumat-ı evvelini ve ahirini öğreniyor. Öyle bir daire-i mahduddaki bir derece-i mükemmeliyete vasıl oluyor. Mekteb etfalin ilhamı, gençlerin medar-ı iftiharı, babaların ümid-i istikbali, ihtiyarların sebeb-i istirahat vicdanıdır. Mekteb görmemiş bir adam farz edilsin ki dünyayı dolaşmış, tecrübiyat ile vakit geçirmiş olsun, ma’lümatı yine bir idadi talebesinin müktesabat-ı umumiyyesinin ellide bir cüzzi olamaz.
Türkçeleştirilmiş haliyle,
“Cenab-ı Mevlâ, insanların ihtiyaç duydukları mükemmelliğe ulaşabilmeleri için bir vasıta yaratmıştır: Mektep. Mektebe gönderilen bir çocuk, o dört duvarla sınırlı ortamda dini ihtiyaçlarını, dinin her noktasını, dünyanın yapısını, insanların gereksinimlerini, bu gereksinimlerin nasıl karşılanacağına dair bilgilerin başlangıç ve bitişini öğreniyor. Bu şekilde, sınırlı bir alandaki bir derece mükemmelliğe ulaşmış oluyor. Mektep, çocukların ilham kaynağı, gençlerin övünç kaynağı, babaların geleceğe dair umutları, yaşlıların ise vicdanlarının huzur kaynağıdır. Mektep görmemiş bir insan, dünyayı dolaşıp tecrübeler edinmiş olsa da, bilgisi yine bir ilkokul öğrencisinin sahip olduğu genel bilginin ancak yüzde beşi kadar olabilir.”
Bu bağlamda, idadi öğrencisinin yaptığı konuşma liselerde pozitif bilimlerin yerleştiğini göstermesi açısından önemliydi. Fizik bilimlerinin yanında, sosyal bilimler ve eğitimin getirdiği yeni ilişkiler eğitimde bir dönüşümün habercileri olmalıydı.
Öğrencilerin Dergi Yayınlama Çabaları
İzmir modern anlamda okuma, eğitilme ve düşünme istekleriyle yanıp tutuşan gençlerle doluydu. Son resmi görevine 24 Temmuz 1880’de İzmir Valisi olarak başlayan Mithad Paşa, valiliği sırasında kentin bilim ve düşün adamlarını yanına çağırarak onları yönlendirir ve Türk gençlerinin gruplaşarak “vatan, millet, sanat, edebiyat” konularında çalışmalarını isterdi. Kentin ilk yazarları Mithat Paşa’nın koruyuculuğu altında harekete geçmiş, şehirde edebiyat ve özgürlüğe ilgi yayılmaya başlamıştı.
İzmir’deki bu gelişmeler öğrenci arasında da etkisini gösterdi. Dönemin baskıcı tutumuna karşı oluşan tepki, hürriyet kavramına coşkun bir bağlılık gösteren ve gizli olarak çıkartılan “Asar-ı Şebabet” adlı dergide somutlaştı. Dergide yazıları yayınlananlar arasında Ahenk, Hizmet ve îttihat gazetelerinin yazarlarından “Hüseyin Rami, Selahattin Kantaroğlu ve Ahmet Celil” vardı. Okul idaresi derginin çıkarılmasına bir süre izin verdiyse de daha sonra sakıncalı görülerek yayını durduruldu.
Okul Gezileri ve Spor Karşılaşmaları
İzmir Mekteb-i İdadisi’nce eğitim-öğretim yılı sonlarında okul gezilerine çıkılır ve bu gezilerde çeşitli sportif faaliyetler gerçekleştirilirdi. 1902 senesinde Buca’ya yapılan geziye Mekteb-i İdadi öğrenci ve yöneticileriyle birlikte Sanayi Mektebi Müdürü Mehmet Bey, Sarya Vapuru süvarisi İsmet Bey ve Hamidiye Sanayi Mektebi muzıka takımı katılmıştı. Grubu Buca’da Rum Mektebi öğretmenleri ve öğrencileri karşıladı. Bu tip karşılamalar Osmanlı vatandaşlığı düşüncesini pekiştirmek için düzenleniyordu. Gezinin sonunda jimnastik ve koşu müsabakaları gerçekleştirildi.
İzmir Mekteb-i İdadisi öğrencileri okul gezilerinde gerçekleştirilen sportif faaliyetler dışında Panionios Kulübü tarafından Bornova’da düzenlenen ve sadece okullara açık olan spor müsabakalarına da katılıyorlardı.
1902 yılındaki müsabakalara İzmir Mekteb-i İdadisi öğrencileriyle İzmir ve çevresinde bulunan Rum ve İngiliz okullarından “135 öğrenci” iştirak etti. Katılan okullar ve formalarının renkleri Ahenk Gazetesi’nin 5 Haziran 1902 tarihli sayısında okuyucuya şöyle duyuruluyordu. Mekteb-i İdadi: Siyah ve kırmızı çizgili fanila.